İzledikten sonra beni düşündürmeye devam ettiren, yeni düşüncelere kapı açtıran, izlediklerimi paylaşma isteği veren filmleri seviyorum Bu filmlerin başında olan “Prestij” i anmadan geçemeyerek, “Çarpışma” filminin de bende böyle bir etki bıraktığını söylemek isterim. İşte düşündürmeye devam ettirdikleri……
Bu film; bana insanların kendi kuralları, normları ve yarattıkları önyargılar içinde boğulduklarını anlattı
Çarpışma; “ırkçılık” imgesini ne kadar gözümüze sokarak işlemiş olsa da, insanoğlunun kendi yarattığı kalıplar içinde nasıl sıkışıp kaldığını güzel ifade edebilmiş bence…İnsanların ne kadar acımasız olduğunu, bu acımasızlığının yanında her insanın içindeki “insan” ın her zaman yaşadığını fark ettirdi bu film. İnsanların içindeki “insan” kavramının, bazen acımasızlıklarının içinde sıkışıp kaldığını ve imdat çığlıklarının- en acımasız insanın içinde bile olabilen yardım çağrılarının- sesini duyurdu bana… Filmde, bi baktım ki bütün dinamikler yer değiştirdi. Kendini ırkçı olarak tanımlayan insanın başka bir farkındalık boyutuna geçişini, ya da bu düzene karşı çıkan genç polis memurunun istemeden kendini aynı düzenin içinde buluşunu….İnsanlara karşı yapılan aşağılamanın vicdan azabıyla boğuşup yardım etmek isterken, kafasına küçüklükten beri işlenen önyargılaran kurtulamayışını ve o düzen içindeki kayboluşunu,işlediği cinayeti…..Bütün bunlar bana yaşanan olayların, yüzyıllardır yapılan ayrımların ne kadar kemikleşmiş olduğunu, değiştirilmesi çok zaman alacak şeyler olduğunu anlattı. Yani dışarıdan bakıp ben ırkçı değilim demek ile , o dinamik içinde yaşayıp savaş vermenin aynı olmadığını anladım…. İnsan çıkış yolu ararken nedenleri sorgular, geçmişe gitmek ister ben de sordum….
Bir insan neden kendisini başka bir insandan farklı görür?
Bu film; bana insanların kendi kuralları, normları ve yarattıkları önyargılar içinde boğulduklarını anlattı
Çarpışma; “ırkçılık” imgesini ne kadar gözümüze sokarak işlemiş olsa da, insanoğlunun kendi yarattığı kalıplar içinde nasıl sıkışıp kaldığını güzel ifade edebilmiş bence…İnsanların ne kadar acımasız olduğunu, bu acımasızlığının yanında her insanın içindeki “insan” ın her zaman yaşadığını fark ettirdi bu film. İnsanların içindeki “insan” kavramının, bazen acımasızlıklarının içinde sıkışıp kaldığını ve imdat çığlıklarının- en acımasız insanın içinde bile olabilen yardım çağrılarının- sesini duyurdu bana… Filmde, bi baktım ki bütün dinamikler yer değiştirdi. Kendini ırkçı olarak tanımlayan insanın başka bir farkındalık boyutuna geçişini, ya da bu düzene karşı çıkan genç polis memurunun istemeden kendini aynı düzenin içinde buluşunu….İnsanlara karşı yapılan aşağılamanın vicdan azabıyla boğuşup yardım etmek isterken, kafasına küçüklükten beri işlenen önyargılaran kurtulamayışını ve o düzen içindeki kayboluşunu,işlediği cinayeti…..Bütün bunlar bana yaşanan olayların, yüzyıllardır yapılan ayrımların ne kadar kemikleşmiş olduğunu, değiştirilmesi çok zaman alacak şeyler olduğunu anlattı. Yani dışarıdan bakıp ben ırkçı değilim demek ile , o dinamik içinde yaşayıp savaş vermenin aynı olmadığını anladım…. İnsan çıkış yolu ararken nedenleri sorgular, geçmişe gitmek ister ben de sordum….
Bir insan neden kendisini başka bir insandan farklı görür?
Belki de her insan, sevilme ihtiyacını doyuramadığı zaman, kendisini farklı bir yerlere oturtmak, yani kendisini sevilmeye değer bulmak için diğer insanlardan olan farklılığını, ancak diğer insanları aşağılayarak yapabiliyor.”Farkım var” demek istiyor; ama bu farkı ne yazık ki dışarılarda arıyor; kendi iç dünyasından haberi olmadığı için….Diğer insanların içini görme isteği ve yetisi olmayan insanlar diğerleriyle aralarındaki farkı, kendi sığlıklarıyla tanımlıyorlar.Ve sığlıkla tanımladıkları için de tehlikeli oluyorlar…Kendi sığlıkları o insanlardan olan farklılıklarının; tenleri, cinsel tercihleri, ırkları olduğunu söylüyor onlara. Bu yüzden de sömürüyor, aşağılıyor, kullanıyorlar. Bunu da kendi benliklerini doyurabilmek adına başka biryol bilmedikleri için yapıyorlar. Sonra bu tür düşüncelere sahip insanlar büyüyorlar, genişliyorlar, ve büyük bir dinamik hatta düzen yaratıyorlar…İşte insanın gücü .Kötü şeyler yapabilmek ne kadar kolay….
Sadece teni ya da ırkı için değil, kendisini herhangi bir nedenle diğer insanlardan ayrı kulvarlarda gören insanları : kendini statü olarak üstün gören insanları, entelektüel açıdan çok bildiğini sananları- yani dostum Suna’nın deyimiyle yaşam ukalalarını-,farklı cinsel tercihlere sahip olanları yadırgayanları, kendi kuralları dışında yaşayanları etiketleyenleri de yadırgıyorum.
İnsanların kendini farklı görmesi, kendine değer vermesi ne güzel bir şeydir. Ama; İnsan kendine, diğerlerini aşağılayarak değer verirse, kendine hangi değeri veriyor olabilir?
Sadece teni ya da ırkı için değil, kendisini herhangi bir nedenle diğer insanlardan ayrı kulvarlarda gören insanları : kendini statü olarak üstün gören insanları, entelektüel açıdan çok bildiğini sananları- yani dostum Suna’nın deyimiyle yaşam ukalalarını-,farklı cinsel tercihlere sahip olanları yadırgayanları, kendi kuralları dışında yaşayanları etiketleyenleri de yadırgıyorum.
İnsanların kendini farklı görmesi, kendine değer vermesi ne güzel bir şeydir. Ama; İnsan kendine, diğerlerini aşağılayarak değer verirse, kendine hangi değeri veriyor olabilir?

1 yorum:
Irkçılık içindeki nefreti başkalarının üzerine kusmayı kendine meşru kılma zeminir diyorum. Hrant' ın dediği gibi "Irkçılık ne büyük suçtur." ötesi var mı?
Yorum Gönder